'GÜNLÜK YAZILAR' Kategorisi Arşivi

DUR GİTME

Çarşamba, Şubat 20th, 2008

Kar Yağıyor bu Şehire!.. Ve Sen Yoksun

Senden ayrılalı kaç yıl oldu, kaç asır geçti, kaç yaz, kaç kış, kaç gün, kaç ay..?
Saymadım.. Sen giderken ardında bir dağbaşı yalnızlığı bıraktın bana.
Şehrin ıssızlığını, yokluğun kimsesisliğim oldu, yokluğun kederim …
Şimdi kar içinde bedenim, buza döndü dünya…

Sen gittin kar yağıyor bu kente! Gökyüzü yere dökülüyor sanki, bembeyaz bir gülücükle, nazla…
Bir eski hikaye geziniyor sokakları gözlerimin içinde…
İnsanlar farkında değil, bilmiyorlar bu hikâyeyi…
Kar yağıyor bu şehire, üşüyorum!.. Ve sen yoksun! .. Kar yağıyor… Kahretsin!..

Giderken ardından son bir çığlığımı ekleyebilmiştim sadece…
Giderken “beni de al” diye bağırabilmiştim sadece… Ama nafile duymamıştın…

Yıllarca hayalinle yaşadım bu kahrolası yerde, hayalinle avundum senden uzaklarda,
bir tatlı sözüne, bir tebessümüne hasret kaldım….
Sen bir serap gibi yıllardır içimin çöllerinde; yaklaştıkça uzaklaştın, uzaklaştıkça yaklaştın…
Bilki hayalin bile serinliktir kavrulan ruhuma, üşüyen yüreğime sıcaklıktır…

Gel ey sevgi meleğim, “Can Gülüm”, bir bahar sabahı toprağıma can olmak için gel!..
Damarlarıma kan olmak için gel!.. Hasretlik boyu uzayan raylarda gönlünün sıcaklığına muhtacım.

Bilki, kaynağı sendedir mutluluğumun, çaresi sendedir yüreğimin.
Uzaklığın çekilmiyor, uzaklığın işkence…
Ne zaman seni düşünsem şiirler dökülüyor kar gibi gibi kaldırımlara, şarkılar ağlıyor yokluğuna..

Uzak dağbaşlarının serin seherlerinde gökyüzünü süsleyen gözlerini aradım kaç kez.
Seni ararken ırmaklara döktüm derdimi, rüzgârlara döktüm.
Bin ‘âh’la iniledi dağlar, bin ‘âh’la aktı pınarlar, ‘âh’ımdan kan damladı gül yapraklarından,
yaralı bülbüller figan etti…

Özlemin bir bulut gibi sardı beni, bir yağmur gibi üstüme yağdı her gece.
Damlalar yüreğime vurdukça, seni sevmek her gün biraz daha büyüdü içimde.

Gel ey gül-i rana; gel ey Can gülüm, ayakların kanasa da dikenlerden,
binbir pusu kurulsada yollara, prangalar vurulsada ayaklarına, kırıp zincirleri gel…
Gelmezsen yok olurum, tükenirim. Gelmezsen bil ki, ölüme savurur beni hayat…

Geceler boyu hayalinin peşinden koşarken şaşırdım yolumu…
Bir uçuruma düştüm, canım yandı, kanadı her yerim…

Gel ki, uzak dağyollarında küçük bir su olup, sevda pınarı gönlüne akayım…
Ürkek ceylanlar gibi sokulayım yanına. Gel koru beni zamanın zulmünden,
merhametinin gölgesine al… Kucakla beni şefkatinle,
yüreğime bıraktığın o kutsal aşk için kucakla…

Her gece ismini anarım gecenin en ıssız saatlerinde.
Korkuyorum senden uzaklarda sensiz, yüreğim sensiz dağbaşı ıssızlığı,
yüreğim sensiz en karanlık gece…
Sana doğru kayıyor gönlümün bütün yıldızları, sana doğru akıyor gönlümün ırmakları…

Uykusuzum her gece böyle, yorgunum sensiz.
Hani diyorum bir gece hasretini yüklenerek çıkıp gelsen, ısınsa üşüyen duygularım.
Sonra başımı koysam dizlerine kapansa kirpiklerim; bird aha hiç uyanmasam…

Ey öksüzlere yüreğinden merhamet pınarları akıtan sevgili!
Gel tut ellerimi, beni sensiz bırakma.

Gel, adını ‘’Can Gülü’’ koyduğum can’ımın gülü…
Gel, zamansız da olsa, kimseciklere görünmeden,
bir gölge gibi, sır gibi, rüya gibi, rüzgar gibi, meltem gibi…
Gel…
Bir daha gitme…

(Alıntı)

ABORJİN

Salı, Şubat 19th, 2008

ABORJİNLER

  Aborjinler Avustralya Kıtası’nın yerlileridir. Aborjinin Latince anlamı Gerçek İnsanlar’dır. Adı gibi ‘’Gerçek’’ olan bu kabileden sadece 3.000 kişi kaldığı sanılmaktadır. Şu an da ana karanın en iç bölgelerinde bulunan ve Avustralya Devleti tarafından belirlenmiş bölge olan Outback’te göçebe olarak sürekli çölü baştan aşağı gidip gelirler.

Aborjin Kabilesi sürekli ‘’ Diğer Dünya ‘’ ile irtibaat halindedir. Çölde iletişimi telepati ile sağlarlar. Telepati kurmak için insanların hiç yalan söylememesi ve zihinlerinin açık olması gerekmektedir. Birbirlerinin zihinlerini okuyabilirler.

TELEPATİ: İnsanların herhangi bir fiziksel olay olmadan iletişim kurmasıdır.(Ne kadar uzak olursa olsun)
mitolojileri Avustralya yerlilerinin toprağa saygı, ve Düşzamanı inancı üzerine kurulu şifahi gelenekleri ve manevi erdemleri bulunmaktadır. Rüyalar, düşler hem yaradılışın antik zamanın hem de günümüz gerçeğini ifade etmektedir.
Aynı zamanda Aborjinlerin yaptığı çeşitli boyamalarda dikkati çekmiştir. Onlar doğada bulunan çeşitli renklerden yararlanarak yaptıkları boyaları ince borular yardımıyla veya ağızlarından püskürterek kayalara çeşitli desenler yapmışlardır.

Aborjinler aynı zamanda çeşitli aletler geliştirmişlerdir. Örneğin; bilinen bir alet olan bumerangı Aborjin kabileleri icaat etmiştir. Bu çok ince düşünülen aletin var oluş sebebi çok cahil sandığımız Aborjinlerin keskin zekasıdır. Bu alet avlanmak için kullanılmıştır.
Aborjinler binlerce yıllık tecrübeleriyle hayatlarını çölde sürdürmeyi öğrenmişlerdir.
Ayrıca tıpları da oldukça gelişmiştir. Aborjinler değişik şarkılar söyleyerek ve ince sesler çıkararak damarlarda dolaşan kanın akışını değiştirerek ve vücutta bulunan hücrelere seslenerek organizmada veya deride bulunan kesik ve yaraları iyileştirme özelliğine sahiplerdir. Bunun yanında bitkilerden birçok ilaç ve yiyecek üretmişlerdir. Tamamen vejeteryandırlar. Sadece kutlamalara özel olarak et veya çay hazırlarlar. Bazen insan olduklarını isbaat etmek için balık yumurtası veya kuş eti yerler. Bu insanlar hiç aç kalmazlar. Çeşitli fasulyelerden, topraklardan tohumlardan yerler. Hiçbir zaman birkinin tümünü sökmezler üreyip çoğalması için kökünü bırakırlar.
Aborjinler soyları boyunca çölde yaşamak için denenecek ve yapılacak her şeyi yapmışlardır. Böylece en doğruya varmış ve temiz bir yaşam sürdürmeye başlamışlardır. Ama geçmişteki birçok hataya ve yanlışa rağmen tecrübeleri doruktadır. Aborjin kadınlar bebeklerini yemişler ve genç oğlan çocukları erkek olduğunu kanıtlamak için aç ve susuz bırakılarak birçok zorluklar geçirmiştir. Ama şimdi bu insanlar bizim teknolojiyle yapamayacağımız şeyleri zihin ve akıllarıyla çözmektedirler. İnançları tamdır ve bundan hiç şaşmazlar.

Aborjinler bedenin sadece dünya ile bir bağlantı olduğuna inanırlar. Onlar için gerçek olan ruh ve maneviyattır. Ayrıca dünyada her şeyin bir var oluş nedeni olduğuna inanırlar. Toprağa, hayvanlara ve bitkilere son derece saygılıdırlar. Çölde bulunan kayaların içindeki su birikintilerini içerken bile hayvanlara da bir pay bırakırlar ve onu içen canlının sudaki kokularından rahatsız olmamaları için titiz davranırlar.

Bu insanların bünyeleri alıştığından dolayı su içmeye çok fazla ihtiyaç duymazlar. Aynı zamanda buldukları su birikintileri fazla olmadığı için banyo da yapamazlar. Ancak temizlenmelerini sinekler sağlar. Sabah güneşi ile gelen sinekler vücutlarını kaplar ve tüm vücudun üzerinde bulunan mikrop ve benzeri şeyleri yerler ve bu iş bitince herkes yoluna devam eder.

Aborjinler çok değişik yaşam biçimleridir bunun yanında onlara özgü olduğu sanılan bir çift yeteneklere sahiptirler bunlardan bir tanesi iz belirlemedir. Bu insanlar herhangi bir ayak izine bakarak o ayak izini yapan kişinin yaşını, sağlık durumunu ve ne zaman geçtiğini belirlerler. Aynı zamanda geçen bir arabanın markasını, hangi hızla geçtiğini ve ağırlığını söyleyebilirler. Bunun yanı sıra gövdesi toprakta olan bitkilerin toprak üzerinde bulunan yapraklarına dokunarak bu bitkinin ham mı yoksa olgun mu olduğunu anlarlar.

NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE

Salı, Şubat 19th, 2008
Bu yaşanmış öyküyü aktaran, sayın Dr. Ömer Musoğlu 85 yaşındadır ve
halen İstanbul Moda'’da oturmaktadır. Her Türk'’ün ibretle okuyacağı bu
öyküyü burada anlatmakta yarar gördüm:1957 yılında İstanbul Tıp Fakültesi'’nden mezun olup ihtisas yapmak
üzere ABD'’ye gitmiştim. Görev yaptığım hastahanede başımdan geçen ilginçbir hadiseyi şöyledir:
Amerika'’ya gittiğim ilk yıllar… New York'’da Medical Center
Hospital'’da görev almıştım. Fakat vazifem kan almak, kan vermek, serum
takmak, elektrokardiyografi çekmek gibi işler…
Yeni gelmiş doktorlar hemen doğrudan hasta muayenesine, tedavisine verilmiyor. Diğer zamanlarda
da laboratuvarda çalışıyorum. Bir hastaya gittim. Yaşlıca bir adam,
tahminen yetmiş beş yaşlarında. “kan vereceğim kolunuzu açar mısınız?”
dedim. Adamcağız kanserdi ve aynı zamanda kansızdı. Kolunu açtım, baktım
pazusunda Türk bayrağı dövmesi var. Çok ilgimi çekti, kendisine sormadan
edemedim: “Siz Türk müsünüz?”
Kaşlarını yukarıya kaldırarak “hayır” manasına bir işaret yaptı. Ama
ben hala merak ediyorum. “Peki bu kolunuzdaki Türk bayrağı nedir?”
“Aldırma öylesine bir şey işte.” dedi.
Ben yine ısrarla: “Fakat benim için bu çok önemli, çünkü bu benim
milletimin bayrağı, benim bayrağım…” Bu söz üzerine gözlerini açtı.
Derin derin yüzüme baktı ve mırltı halinde sordu:”Siz Türk müsünüz?”

-Evet Türk'’üm.
İhtiyar gözlerime tanıdık bir göz arıyor gibi baktı. Anlatmaya başladı:
“Yıl 1915.Çanakkale diye bir yer var Türkiye'’de. Orada savaşmak üzere
bütün Hıristiyan devletlerden asker topluyorlardı. Ben, Avustralya
Anzaklarındandım. İngilizler bizi toplayıp dediler ki: “Barbar Türkler
Hıristiyan dünyasını yakıp yıkacaklar. Bütün dünya o barbarlara karşı
cephe açmış durumda. Birlik olup üzerlerine gideceğiz. Bu savaş çok önemlidir.”

Biz de inandık sözlerine ve savaşmak isteyenler arasına katıldık. Beynimizi yıkayan İngilizler Türklere karşı topladığı askerlerin tamamını
Çanakkale'’ye sevk ediyormuş. Bizi gemilere doldurup Mısır'’a
getirdiler, orada birkaç ay talim gördük, sonra da bizi alıp Çanakkale'’ye
getirdiler.

Savaşın şiddetini ben ilk orada gördüm. Öyle ki denize düşen gülleler
suları metrelerce yukarı fışkırtıyor, gökyüzünde havai fişekler geceyi
gündüze çeviriyordu. Her taarruzda bizden de Türklerden de yüzlerce insan
hayatının baharında can veriyordu. Fakat biz hepimiz Türklerdeki gayret ve
cesareti gördükçe şaşırıyorduk. Teknolojik yönden çok çok üstün olduğumuz
gibi sayı bakımından da fazlaydık. Peki onlara bu cesaret ve kuvveti veren
şey neydi? İlk başlarda zannediyordum ki İngilizlerin bize anlattığı gibi
Türkler barbarlıktan böyle saldırıyorlar: Meğer bu barbarlıktan değil
yüreklerindeki vatan sevgisinden kaynaklanıyormuş.

Biz karaya çıktık. Taarruz edeceğiz, bizi püskürtüyorlar. Tekrar
taarruz ediyoruz, bizi yine püskürtüyorlar. Tekrar taarruz ediyoruz…
Derken böyle bir taarruzda başımdan yediğim bir dipçik darbesiyle kendimden geçmişim. Gözlerimi açtığımda kendimi yabancı insanların
arasında buldum. Nasıl korktuğumu anlatamam. İngilizler bize Türkleri
barbar, vahşi kimseler olarak tanıttı ya… Ama dikkat ettim, bana hiç de
öfkeli bakmıyorlar, yaralarımı sarmışlar. İyice kendime gelince bu defa
çantalarında bulunan yiyeceklerinden ikram ettiler bana. İyi biliyorum ki
onların yiyecekleri çok çok azdı. Bu haldeyken bile kendileri yemeyip bana
ikram ediyorlardı. Şok oldum doğrusu. Dedim ki kendi kendime: “Bu adamlar
isteseler beni şu anda öldürürler ama öldürmüyorlar, beni doyuruyorlar.
Veyahut isteseler önceden öldürebilirlerdi. Halbuki beni cephenin gerisine
götürdüler.”

Biz esirlere misafir gibi davranıyorlardı. Bu duygularla ‘’Yazıklar
olsun bana'’ dedim. Böyle asil insanlarla ben niye savaşıyorum, niye
savaşmaya gelmişim? Bu İngiliz milleti ne yalancıymış, ne kadar Türk
düşmanıymış'’ diyerek pişman oldum. Ama bu pişmanlığım fayda etmiyor ki…
Bu iyiliğe karşı ne yapsam diye düşündüm durdum günlerce. Nihayet bizi
serbest bıraktılar.

Memleketime döndüm. İşte memlekette Türk milletini ömür boyu unutmamak
için koluma bu Türk bayrağı dövmesini yaptırdım. Bu bayrağın esrarı bu
işte.”
Benim gözlerim dolu dolu ihtiyara bakarken o devam etti: “Talihin
cilvesine bakın ki o zaman ölmek üzereyken yaralarımı iyileştirerek
sıhhate kavuşmama çaba sarfeden Türklerdi. Şimdi de Amerika gibi bir yerde

yıllar sonra yine iyileştirmeye çaba sarfeden bir Türk… Ne garip değil
mi? Avustralya'’dan Amerika'’ya gelirken bir Türkle böyle karşılaşacağımı
hiç tahmin etmezdim. Siz Türkler gerçekten çok merhametli insanlarsınız.
Bizi hep kandırmışlar, buna bütün kalbimle inanıyorum.”
Bu sözlerin ardından nemli gözlerle “Bana adınızı söyler misiniz?” dedi. “Ömer” cevabını verdim. Merakla tekrar sordu: “Peki niçin Ömer
ismini vermişler sana?”

Babam Müslümanların ikinci halifesinin isminden ilham alarak bana
Ömer adını vermiş.
Senin adın Müslüman adı mı?

Ben, “Evet, Müslüman adı.” deyince yüzüme baktı, doğrulmak istedi.
Onun yatakta oturmasına yardım ettim. Gözleri dolu doluydu. Yüzüme bakarak
dedi ki: “Senin adın güzelmiş. Benim adım şimdiye kadar Josef Miller'’
şimdiden sonra “Anzaklı Ömer” olsun.” “Olsun” dedim.

Peki hekim beni Müslüman eder misin? Müslüman olmak zor mu?

Şaşırdım, nasıl da birdenbire Müslüman olmaya karar vermişti? Meğer o
bunu hep düşünüyormuş da kimseyle konuşup soramadığı için
gerçekleştirememiş. “Tabii” dedim. “Müslüman olmak çok kolay.” Sonra
kendisine imanın ve İslam'’ın şartlarını anlattım, kabul etti. Hem
kelime-i şehadet getiriyor, hem de ağlıyordu. Mırıldandı: “Siz Müslümanlar
tesbih çekersiniz, bana da bir tesbih bulsan da ben de yattığım yerden
tesbih çekerek Tanrı'’yı ansam olur mu?”

Bu sözden de anladım ki dedelerimiz savaş esnasında Tanrı'’yı
zikretmeyi ihmal etmiyormuş. Sonrasında bir tesbih bularak kendisine
getirdim. Hasta yatağında tesbih çekiyor, biz de tedavisiyle
ilgileniyorduk. Bir gün yanına gittiğimde samimi bir şekilde rica etti: “Beni yalnız bırakma olur mu?”

Ne gibi Ömer amca?
Ara sıra gel de bana İslam'’ı anlat! Sen çok güzel şeylerden
bahsediyorsun. O sözleri duydukça kalbim ferahlıyor. 

O günden sonra her gün yanına gittim, bildiğim kadarıyla dinimizi anlattım. Fakat günden güne eriyip tükeniyordu. Kaç gün geçti tam
hatırlamıyorum, hastanenin genel hoparlöründen bir anons duydum:
“Doktor Ömer, lütfen 217 numaralı odaya gelin!”

Hemen yukarı çıktım. Ömer amcanın odasına vardığımda gördüğüm manzara
aynen şöyleydi: Sağ elinde tesbih, açık duran sol kolunun pazusunda dövme
Türk bayrağı, göğsünde imanıyla koskoca Anzaklı Ömer son anlarını
yaşıyordu.
Hemen başucuna oturdum, kendisine kelime-i şehadet söylettim, o
şekilde kucağımda ruhunu teslim etti…

Ne yalan söyleyeyim ağladım, ağladım…

Alıntı…

İYİ İNSAN OLMAK ÇOK ZOR DEĞİL

Salı, Şubat 19th, 2008

 

 

İNSANİ DEĞERLER

İnsanı insan yapan insani değerlerdir. İnsan olarak yaratılmak başka ,iyi insan olmak daha başka.Meselenin özünde sevgi ve sevecenlik yatar.Sevgi yaradılan tüm canlılar için çiçeğin özü gibidir.Dilimizi ,bedenimiz ve  zihnimizi iyi şeylerle motive edersek  olumsuz şeyler yapmazsak yüreğimizde temiz kalır.İnsanı zehirleyen 6 çok önemli duygu vardır.Bunları şöyle sıralayabiliriz

.

Gurur,kıskançlık,arzu,cehalet,aç gözlülük,ve öfkedir.

 

Kötü duygulardan arınmanın başlıca yolu bilgelikten geçer.Bu altı duyguyu kontrol altına almayı ve onların bizi değil bizim onları kontrol etmemizi sağlayabilirsek  iyi insan olmamamız için hiç bir neden yoktur.Tüm canlılar gerçeği kavramış olurlar.Bedendeki.ruhtaki tüm engeller ortadan kalkar.

Meselenin özünde düşünme çok önemlidir.Düşünebiliyorsak zaten vücut ve zihnimize  kontrol edebiliriz demektir.İnsanların acı çekmelerinin nedeni yukarıda sıraladığım altı neden yüzündendir Gurur,kıskançlık,arzu.cehalet,aç gözlülük.öfkedir.

Gurur kibirli olmanın  en büyük nedenidir.Hayatımız boyunca hep onun kurbanı oluruz.Hep de şikayet ederiz pis gururumu yenemedim diye. Ne çok şey kaybederiz ve de kaybetmeye devam ederiz de bir türlü onu n bizi değil, bizim onu yenmemizi beceremeyiz..

Kıskançlık -Kibir:Kibrin hasmının Allah olduğunu biliriz de yüreğimize kara bir taş gibi oturan kibrimizi atmayı beceremeyiz.bizimle  kara bir gölge gibi gezer durur.her güzel şeyde karşımıza  koca bir engel gibi çıkar.Sahip olduğumuz değerler bize yetmez dahası dahasını isteriz hep .İstemenin ölçüsünü bilemeyiz, çünkü bizde olmayanın bir başkasında olması bizi rahatsız eder. Hani bir söz var ya:Bizden yukarıdakiler bakıp da iç geçireceğine,kendinden aşağıdakilere bak ve haline şükret.Bırak başkaları da başka şeye sahip olsun.Kıskançlıkla eline hiçbir şey geçmez.

Arzu :Bizi  ,yüreğimizi .insanlığımız öldüren en büyük hastalık.Şartlar nedir hiç düşünmeyiz ve hep isteriz .O olsun bu olsun daha ne varsa hepsi olsun.Bütün şartları zorlarız , sınırını bir türlü kavrayamadığımız ve koyamadığımız ve bizi esir eden arzular. Yavaş yavş öldüren ama farkında olmadığımız ciddi hastalığımız.

Cehalet;Bakınız topluma herkes konuşuyor.ağzı olan herkes konuşuyor.Senden benden aldığını satıyor. Okumadan alim olmuş millet de haberimiz yok.Oysa ağaç kök üstünde durur.Kökü olmayan ağaç çabuk devrilir. Cehalette öğledir Köksüz ağaç gibidir.Bakın hep toplantılar kulaktan kulağa oyun oynar gibi herkes birbirinden duyduğunu aktardığı için ilk söylenene ile  çok farklı.O yüzden bilgi kirliliği olmaktadır.

Aç gözlülük:Toplum olarak her şeye saldırıyoruz Mutlaka evimiz dede fazlasıyla vardır ama bir yardım edildiğini duyun ve bakınız hiç ummadığınız kişiler herkesten önce koşmuşlardır.Asıl ihtiyaç sahipleri köşelerde kalmışlardır. Çünkü onlar gerçek yoksullardır.Biz onların yoksulluklarından hiç ar etmeyiz.üstelik onların adına gelene bile saldırırız.Oysa biyolojik olarak da  bilindiği gibi insanın yiyeceği lokmalar bellidir.İstersen hepsini bir anda tüket istersen vücudunu dengeleyerek tüket.değişen şey yok. İlim, ilim bilmektir ilim kendin bilmektir.Bütün resmi kurumlara bir bakın ve israfı görün Onca dökülen yemekler.hepsi israf. Üreten değil tüketen bir toplumuz.Acaba işimizi yaparken o yemeği hak edecek kadar dürüst çalışıyor muyuz. Bizim aç gözlülüğümüzden tabak tabak doldurup da yemediğimiz yemekleri çok uzağa gitmenize gerek yok hemen köşede açlıktan kıvranan insanlar bulamıyorlar.Bütün gün gezip de bir simit parası bile kazanamadan eve dönem mahcup ağlayan anne ve babaları görmüyoruz. Çünkü işimiz gelmiyor.Şu kışın gece sokakları bir dolaşın ben daha bugün gördüm her gün gördüğüm gibi. Kar yağarken ben işin romantizminde karda yürürken o aç ve üzerine kar yağmış köşede büzülmüş aç yaşlı veya  genç.Son zamanlarda mega kentlerde gördüğümüz manzaraları Anadolu’nun küçük kentlerinde de görmekteyiz artık.Bunlara  elleri parmakları ayakları buz tutmuş ve gecenin 12 sine hala bir tartılan çıkar mı diye soğukta tartı terazisinin  başına oturan o ilk okula giden o özürlü çocuğu da eklenmeyi unutmayayım.Yani devletin malı dengiz. yemeyen domuz misali tüket tüketeceğinden fazlasını misali. Eşit haktan bahsederiz ama eşit dağılımı unuturuz. Aynı vergiyi verir.askerlik  yapar bu ülke için gerekirse canında verirde gelir payının dağılımında  bundan yararlanamaz.Devlet unutur ve görevini de cemaatlere havale eder,sonrada sadakaya alıştırırsın bu onurlu milletimi. Milletin midesini karnını değil ,önce gözünü doyuracaksın.kimisinin boynu bizon öküzüne dönmüş ,sağa sola çeviremez.hastane ,hastane dolaşır.Diyeti yaparken de öğle yemeğe alışmıştır ki yemeklerimi yenmek öncesi mi yoksa sonarsımı yiyeceğim diye  sorar.Kimide açlıktan ölür. Daha geçen gün bir dostumuz yazmıştı üniversite son sınıfta okuyan mühendis adayı bir öğrencinin açlıktan öldüğünü.Ya bir vur ,in dinleye döndü bu iş.Başkasının hakkını gasp etmeyelim lüzumsuz tüketimimizle.

 

Öfke;Bakın TV ye tüm medyaya hep öfkemizin kurbanı olmuşudur. Ne ararsan var öfke adına yapılan..Cinayetler kazalar,yıkılan aileleler , dağılan yuvalar. Öfkeyi yenebilirsek erdemli insan olmamak için hiçbir neden yoktur.

İşte canlar bu altı tehlikeden,zehirden uzak durmanın yollarını bulalım İyi insan olmak zordur zincirini kıralım.İnsan iradesinin başaramayacağı şey yoktur. Ruhun kurtuluşu da bu altı zehiri  pan zehire çevirmekten geçer.Kalın sağlıcakla.

Biz hepimiz. Bu ülkeyi karşılıksız sevdik.

Salı, Şubat 12th, 2008

Biz hepimiz. Bu ülkeyi karşılıksız sevdik.İster Millİyetçiler,Vatanseverler.

Ülkücüler.Yurtseverler ister 68 ister 78 ister 12 Eylül. Ne derseniz diyin .Bu kuşak gençleri ve daha geniş anlamda ,yeni devrimler yada muhtelif     İZM’lerle mücadele den kuşak şimdinin orta yaş yada geçmiş kuşağı.İnanın onca karşı karşıya gelmemize rağmen kavgamızın  nedeni TAM BAĞIMSIZ TÜRKİYE ÜRETEN TÜRKİYE PARYA MANKAFA OLMAYACAK OLAN TÜRKİYE  içindi.Darağaçlarında dal selvi boylu yiğitler yaşları büyütülüp  göz dağı vermek için sallandırılan körde yavrularım ,kefenlerini bile damatlık gibi ısmarlayan .Aahhhh yandım gene  cehennemlerde.Yada potinini yada parkasını bile çıkarmadan sallananlar Söğüt dalında salıncak gibi.Hepsi bu ülkenin öz evlatlarıydı. Gök ekin misali  biçtiler onları, oraksız, tırpansız ,hoyrat ellerliyle  . Evet içlerinde sosyalist olup kapitalizmin büyüsüne kapılan tek yaka gömlek bol şalvar dizlik, kirli sakal gezen  bütün dinci kanalları parselleyen ,almadık yalı bırakmayanlar mı desem yoksa NEO_liberalcilermi desem, Cumhuriyeti kökünden kazıyanlara yalakalık yapıp entelektüel geçinen  2.ci Cumhuriyeciler mi desem  Bürüksel lahanalarımı desem yada  davasını satanlar mı desem sakın itiraz etmeyin ben biliyorum  .Sirke sineği gibi ekşi domates arayan, ihale peşinde koşan hormonlular mı desem ;türedi bu top yekun mücadeleyi veren  sağ ve sol  kamplarda olanlardan.Kimi canı  ile bu ülkeyi sevmenin bedelini öderken kimide gençliğin sarhoşluğu geçince paranın cazibesine kapıldı.Dışarıdan nemalanıp bu ülkeyi satanlara destek çıkıyorlar. Bu ülkenin bütün değerlerini ayaklar altına alanlara avukatlık yapıyorlar.hemen fırsatını bulunca yüzbinlerle sokağa dökülüyorlar hele bir Ermeni Diasporasından emir gelsin bakın nasılda çığırtkanlık yaparlar .Bir kere hepimiz MEHMEDİZ DİYEMEDİLER ONCA ŞEHİTLERE RAĞMEN.

 Bu ülkeyi satanlar acaba idam ed,lenlerin suçların gördük de bunları nasıl son bekliyor Kırk katır mı kırk satır mı.?.

                     Şimdi gelin bir olalım diri olalım. Bu yeni yetme  siyasetçiler satılmadık yer bırakmadılar.Sıra şalvarlarada gelecek böyle giderse. 150 milyar dolarlık Azınlık hakları adı altında  bütün değerlerimizi satıyorlar.Öğle olacak ki kim ne isterse  istediği kadar yer satın alacak. Bizde onların işçileri olarak vede evde hanımlarına hizmetcilik yaparız beylerinde kapı ardında ki gözdeleri tatlı melekleri oluruz. Baksanıza satılık medyaya hangi kanalda  hangi program var.Kim kiminle kimkimin koynunda subyancılar .jigololar, edepsiz kadın olma vasfını cinselliğe döken yosmalar. Zaten bizim toplumsal değerlerimiz unutturuyorlar Zemin müsait oldu.Ohhh bunları salak gibi izleyen ve hiç bıkmayan bizim kadınlarımıza ne demeli. Çoluk çocuk  ne ar kaldı nede edep.Bu dışarıdan nemalanan medya zaten son satışlarda da iyice tekelleşti.Tek ele geçti .Nemi yapıyorlar.Başka kanalların yaşamasına fırsata vermeyip GERÇEK TÜRK MİLLETİNİN SESİ olan kanalları kapattırıyorlar teker teker.Çünkü onlar böyle yayın yapmıyor ki reklam alsınlar.

 

    Bu nemalıların yaptıkları tek şey ;Mide ve belden aşağı yayın yapmak.Toplumu bu yöne çektiler.BEYİNE HİTAP EDEN BEYİNE HAVA GÖNDEREN  DÜŞÜNDÜREN.KİMLİĞİNİ HATIRLATAN TÜM KANALLARI maddi imkansızlıklar yüzünden kapattırma çizgisine getirdiler..Başbakan millete seslenişte diyordu ki ve hala demekteki:Biz Batının ahlaksızlığını aldık Yok yav kül mü yutturuyorsunuz. Bir akşam baldırı çıplakları izle görürsün hangi kanalın nasıl yayın yaptığını. Batı zorlamı aç diyor .Milleti açlık sınırına getirdiniz devletin malını devletin  değilde, cemaatlerin  vasıtasıyla dağıttırıp  sadaka milleti yaptınız Millet aç. Muta nikahını kıydıran( çünkü zinada suç değil artık)  OH OH  gerisini yazmayayım.tahmin edin.Bakın miğdem bulanıyor yazmayım.

 

YENİ ÇAĞ TV.

Son derece ilkeli milli birlik ve beraberlik eşliğinde sağcı solcu demdene Milliyetçi,ülkücü.Vatansever ve Yurtsever ayırımı yapmadan  herkesi, bir çatı altında topladı.

Mustafa Kemal Atatürk’ün çizdiği yolda Tam Bağısız Türkiye için ve her türlü emperyalizme hayır sloganı ile uzun ince sarp heyelanlı  yola koyuldu Yedi Devlet Tek Millet diye Dünya Türklerini Kucakladı.Dilde Fikirde İşte diyerek Tüm Türkleri bir araya toplama istedi Dini kisve adı altında bizi hümmet kavramına sokanlara inat ;NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE dedi.BU Yüce  Türk Milletinin sesi oldu. Bize Mertliğimiz Ergenokonun çıkışını hatırlattı Kafkas’lardan Azerbayca’dan.Karabağ’dan.Rüzgarlarla turnaların kanadında haberler getirdi.Gerçek ve Tam Bağısız Türkiye için BÜTÜN TÜRKLER BİR OLUN BİRLEŞİN dedi.Mustafa Kemal Atatürk’ü ve onun Türkiye Cumhuriyet’ini karşılıksız sevdi. Hiç bir yerden nemalanmadı.Davasını ve inadığı değerlerini. satmadı AB ye hayır Türklük Dünyasına evet dedi.Mangal gibi yürekle yayın yaptı.Yaşasın Dünya Türkleri Birliği dedi.Satılık Medya olmadılar.Gerçek ve Tam bağımsız  ama Türk Milletinden yana oldular.Bütün Türkler her türlü emperyalizme karşı birleşin diye çabaladılar. Korkmadan yılmadan Türk’lükten yana olup Hepimiz MUSTAFA KEMALİZ dediler.

SİZİ  İZLEYEN BİR ÜLKE SEVDALISI OLARAK SİZİ UNUTMAYACAĞIM TÜM MİLLİYETETÇİLER ÜLKÜCÜLER .VATANSEVERLER YURTSEVERLER OLARAKTA.

 Peki her akşam ben bu mesajları nereye göndereyim söyleyin.Esat  Kabaklı bana TURAN TÜRKÜLERİ, SAKARYAYI  ÇAL diye. Sen çalki yerimden doğrulayayım Sakarya  gibi kıvrım o akarken bende uyuşturulmuş bedenimden sıyrılayayım.Bu dağlarda gez oğul yılanın başını ez oğlu kimler çalacak şehitlerimin öfkesini nasıl çıkaracağım söyle söyle söyle bana söyle. Seni Vural eller kırılsın oğul diye kimler ağıt yakacak DAĞLICA’NIN CİVANLARINA .dağdaki şehitleride ,hepimizi de ve beni öksüz yetim bıraktınız, Tüm Dünya Türkleri gibi. Bir yanım değil tüm bedenim boşta kaldı.Biz köle olmayacağız satanlardan hesap sorulacak  günde gelecek elbet. BU DAVA ÖLMEZ BU DAVA BİTMEZ DAHADA HARLANACAK BU DAVA. ERGENEKON’DAN DAHA YENİ ÇIKTIK YOLA .ANADOLU ATEŞİ YANACAK ANADOLU KAZANI KAYNAYACAK TÜTECEK OCAK ,TEK TÜRK KALANA KADAR SİZİ UNUMAYACAĞIZ YENİ ÇAĞ TV VE ONUN GÜZİDE TÜM EKİBİ.SELAM SİZE TANRI DAĞI KADAR TÜRKÜZ HİRA DAĞI KADAR MÜSLÜMANIZ ama BİZ HÜMMET DEĞİL  BİZ YÜCE ASİL TÜRK MİLLETİYİZ TÜRK ULUSUYUZ.

Çırpınırdı Karadeniz

Bakıp Türkün bayrağına.
Ah ölmeden bir varsaydım

Düşebilsem toprağına.bu marşı artık biz söyleyeceğiz Kafkas’larda Çeçenistan’da yalnız kalmayacak.TANRI TÜRKÜ KORUSUN.

Esat Kabak’lıya selam dır bu türkü çünkü bizim gönüllerimizi sevgi ırmağına çevirdim gardaşım.Bize kaybolan gençliğimiz ve hala gönlümüzdeki çiçek dal ülkümüzü açtırdın hep.

 

Sen baharsın ,bense yazım.

Başkasına geçmez nazım.

Sen mızraksın bende sazım.

Dağlarında  kar olurum,

Kışına baharın olurum.

İstersen yar olurum

Ağaç olsan  dal olurum.

Çiçek olsan bal olurum

Gurbete olsan yol olurum

İnan benden kaçamazsın..

İster Millİyetçiler,Vatanseverler.

Ülkücüler.Yurtseverler ister 68 ister 78 ister 12 Eylül. Ne derseniz diyin .Bu kuşak gençleri ve daha geniş anlamda ,yeni devrimler yada muhtelif     İZM’lerle mücadele den kuşak şimdinin orta yaş yada geçmiş kuşağı.İnanın onca karşı karşıya gelmemize rağmen kavgamızın  nedeni TAM BAĞIMSIZ TÜRKİYE ÜRETEN TÜRKİYE PARYA MANKAFA OLMAYACAK OLAN TÜRKİYE  içindi.Darağaçlarında dal selvi boylu yiğitler yaşları büyütülüp  göz dağı vermek için sallandırılan körde yavrularım ,kefenlerini bile damatlık gibi ısmarlayan .Aahhhh yandım gene  cehennemlerde.Yada potinini yada parkasını bile çıkarmadan sallananlar Söğüt dalında salıncak gibi.Hepsi bu ülkenin öz evlatlarıydı. Gök ekin misali  biçtiler onları, oraksız, tırpansız ,hoyrat ellerliyle  . Evet içlerinde sosyalist olup kapitalizmin büyüsüne kapılan tek yaka gömlek bol şalvar dizlik, kirli sakal gezen  bütün dinci kanalları parselleyen ,almadık yalı bırakmayanlar mı desem yoksa NEO_liberalcilermi desem, Cumhuriyeti kökünden kazıyanlara yalakalık yapıp entelektüel geçinen  2.ci Cumhuriyeciler mi desem  Bürüksel lahanalarımı desem yada  davasını satanlar mı desem sakın itiraz etmeyin ben biliyorum  .Sirke sineği gibi ekşi domates arayan, ihale peşinde koşan hormonlular mı desem ;türedi bu top yekun mücadeleyi veren  sağ ve sol  kamplarda olanlardan.Kimi canı  ile bu ülkeyi sevmenin bedelini öderken kimide gençliğin sarhoşluğu geçince paranın cazibesine kapıldı.Dışarıdan nemalanıp bu ülkeyi satanlara destek çıkıyorlar. Bu ülkenin bütün değerlerini ayaklar altına alanlara avukatlık yapıyorlar.hemen fırsatını bulunca yüzbinlerle sokağa dökülüyorlar hele bir Ermeni Diasporasından emir gelsin bakın nasılda çığırtkanlık yaparlar .Bir kere hepimiz MEHMEDİZ DİYEMEDİLER ONCA ŞEHİTLERE RAĞMEN.

 Bu ülkeyi satanlar acaba idam ed,lenlerin suçların gördük de bunları nasıl son bekliyor Kırk katır mı kırk satır mı.?.

                     Şimdi gelin bir olalım diri olalım. Bu yeni yetme  siyasetçiler satılmadık yer bırakmadılar.Sıra şalvarlarada gelecek böyle giderse. 150 milyar dolarlık Azınlık hakları adı altında  bütün değerlerimizi satıyorlar.Öğle olacak ki kim ne isterse  istediği kadar yer satın alacak. Bizde onların işçileri olarak vede evde hanımlarına hizmetcilik yaparız beylerinde kapı ardında ki gözdeleri tatlı melekleri oluruz. Baksanıza satılık medyaya hangi kanalda  hangi program var.Kim kiminle kimkimin koynunda subyancılar .jigololar, edepsiz kadın olma vasfını cinselliğe döken yosmalar. Zaten bizim toplumsal değerlerimiz unutturuyorlar Zemin müsait oldu.Ohhh bunları salak gibi izleyen ve hiç bıkmayan bizim kadınlarımıza ne demeli. Çoluk çocuk  ne ar kaldı nede edep.Bu dışarıdan nemalanan medya zaten son satışlarda da iyice tekelleşti.Tek ele geçti .Nemi yapıyorlar.Başka kanalların yaşamasına fırsata vermeyip GERÇEK TÜRK MİLLETİNİN SESİ olan kanalları kapattırıyorlar teker teker.Çünkü onlar böyle yayın yapmıyor ki reklam alsınlar.

 

    Bu nemalıların yaptıkları tek şey ;Mide ve belden aşağı yayın yapmak.Toplumu bu yöne çektiler.BEYİNE HİTAP EDEN BEYİNE HAVA GÖNDEREN  DÜŞÜNDÜREN.KİMLİĞİNİ HATIRLATAN TÜM KANALLARI maddi imkansızlıklar yüzünden kapattırma çizgisine getirdiler..Başbakan millete seslenişte diyordu ki ve hala demekteki:Biz Batının ahlaksızlığını aldık Yok yav kül mü yutturuyorsunuz. Bir akşam baldırı çıplakları izle görürsün hangi kanalın nasıl yayın yaptığını. Batı zorlamı aç diyor .Milleti açlık sınırına getirdiniz devletin malını devletin  değilde, cemaatlerin  vasıtasıyla dağıttırıp  sadaka milleti yaptınız Millet aç. Muta nikahını kıydıran( çünkü zinada suç değil artık)  OH OH  gerisini yazmayayım.tahmin edin.Bakın miğdem bulanıyor yazmayım.

 

YENİ ÇAĞ TV.

Son derece ilkeli milli birlik ve beraberlik eşliğinde sağcı solcu demdene Milliyetçi,ülkücü.Vatansever ve Yurtsever ayırımı yapmadan  herkesi, bir çatı altında topladı.

Mustafa Kemal Atatürk’ün çizdiği yolda Tam Bağısız Türkiye için ve her türlü emperyalizme hayır sloganı ile uzun ince sarp heyelanlı  yola koyuldu Yedi Devlet Tek Millet diye Dünya Türklerini Kucakladı.Dilde Fikirde İşte diyerek Tüm Türkleri bir araya toplama istedi Dini kisve adı altında bizi hümmet kavramına sokanlara inat ;NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE dedi.BU Yüce  Türk Milletinin sesi oldu. Bize Mertliğimiz Ergenokonun çıkışını hatırlattı Kafkas’lardan Azerbayca’dan.Karabağ’dan.Rüzgarlarla turnaların kanadında haberler getirdi.Gerçek ve Tam Bağısız Türkiye için BÜTÜN TÜRKLER BİR OLUN BİRLEŞİN dedi.Mustafa Kemal Atatürk’ü ve onun Türkiye Cumhuriyet’ini karşılıksız sevdi. Hiç bir yerden nemalanmadı.Davasını ve inadığı değerlerini. satmadı AB ye hayır Türklük Dünyasına evet dedi.Mangal gibi yürekle yayın yaptı.Yaşasın Dünya Türkleri Birliği dedi.Satılık Medya olmadılar.Gerçek ve Tam bağımsız  ama Türk Milletinden yana oldular.Bütün Türkler her türlü emperyalizme karşı birleşin diye çabaladılar. Korkmadan yılmadan Türk’lükten yana olup Hepimiz MUSTAFA KEMALİZ dediler.

SİZİ  İZLEYEN BİR ÜLKE SEVDALISI OLARAK SİZİ UNUTMAYACAĞIM TÜM MİLLİYETETÇİLER ÜLKÜCÜLER .VATANSEVERLER YURTSEVERLER OLARAKTA.

 Peki her akşam ben bu mesajları nereye göndereyim söyleyin.Esat  Kabaklı bana TURAN TÜRKÜLERİ, SAKARYAYI  ÇAL diye. Sen çalki yerimden doğrulayayım Sakarya  gibi kıvrım o akarken bende uyuşturulmuş bedenimden sıyrılayayım.Bu dağlarda gez oğul yılanın başını ez oğlu kimler çalacak şehitlerimin öfkesini nasıl çıkaracağım söyle söyle söyle bana söyle. Seni Vural eller kırılsın oğul diye kimler ağıt yakacak DAĞLICA’NIN CİVANLARINA .dağdaki şehitleride ,hepimizi de ve beni öksüz yetim bıraktınız, Tüm Dünya Türkleri gibi. Bir yanım değil tüm bedenim boşta kaldı.Biz köle olmayacağız satanlardan hesap sorulacak  günde gelecek elbet. BU DAVA ÖLMEZ BU DAVA BİTMEZ DAHADA HARLANACAK BU DAVA. ERGENEKON’DAN DAHA YENİ ÇIKTIK YOLA .ANADOLU ATEŞİ YANACAK ANADOLU KAZANI KAYNAYACAK TÜTECEK OCAK ,TEK TÜRK KALANA KADAR SİZİ UNUMAYACAĞIZ YENİ ÇAĞ TV VE ONUN GÜZİDE TÜM EKİBİ.SELAM SİZE TANRI DAĞI KADAR TÜRKÜZ HİRA DAĞI KADAR MÜSLÜMANIZ ama BİZ HÜMMET DEĞİL  BİZ YÜCE ASİL TÜRK MİLLETİYİZ TÜRK ULUSUYUZ.

Çırpınırdı Karadeniz

Bakıp Türkün bayrağına.
Ah ölmeden bir varsaydım

Düşebilsem toprağına.bu marşı artık biz söyleyeceğiz Kafkas’larda Çeçenistan’da yalnız kalmayacak.TANRI TÜRKÜ KORUSUN.

Esat Kabak’lıya selam dır bu türkü çünkü bizim gönüllerimizi sevgi ırmağına çevirdim gardaşım.Bize kaybolan gençliğimiz ve hala gönlümüzdeki çiçek dal ülkümüzü açtırdın hep.

 

Sen baharsın ,bense yazım.

Başkasına geçmez nazım.

Sen mızraksın bende sazım.

Dağlarında  kar olurum,

Kışına baharın olurum.

İstersen yar olurum

Ağaç olsan  dal olurum.

Çiçek olsan bal olurum

Gurbete olsan yol olurum

İnan benden kaçamazsın..

ULKUTEYZE

PARA İLE ÖZGÜRLÜK NUTUKLARI ATANLAR ….

Salı, Şubat 12th, 2008

Her şeyden önce Anadolu’nun   kanla yoğrulmuş toprağında  ,kırsalında hamurum harmanlanmış  ve şekillenmişim. Dinimi büyük babamdan ve büyük dedemden öğrendim ve çok şükür dinime aileme yani özüme ve vatanıma bağlı biriyim Fazla bir eğitimimim olmasada sizler gibi duyarlı bir vatandaşım.Bütün ömrümü bu güzel ülkeme adamışım Ancak bugüne kadar onca savaşlar ve felaketler  ve zulümler yaşamış olan bu güzel ülkem ve insanları şu anda tahminlerden öte bir tehlikenin eşiğindedir.. Ne yazık ki bir türlü anlayamıyoruz .yanıbaşımızda Irak cehennemi.Afganistan’ın  ve buna ilave olan Pakistan acı gerçeği  var.Bakın Müslüman ülkelerde mezalim ve zulüm kanlı kıyım var. .Binbir bahane ile ülkeleri işgal edilmiş olup.suçlanan yada  gerçekten bir zamanlar suçlu olup kendi insanlarını yok eden zalim yöneticiler çoktan darağaçlarını boyladılar, zülmün adı da  demokrasi getiriyoruz senaryosuydu.Saddam’ı , Türkmen katliamı ile kimyasal silahlarla çoluk çocuk ayırmadan 5000 kişinin katledilmesini örnek verebiliriz Hak etmiş olabilirde…. Şimdi de ülkelerini ABD ye karşı savunan vatansever milliyetçi Irak halkının ve Türkmenlerin katline ne diyeceğiz,Ne için öldürülüyorlar kim izah edecek bunu. Madem Saddam gitti niye kan durmuyor..Başka bir örnek; Rus ‘yanın Afganistanı işgali sırasında onları kurtarmak  adı altında ABD tarafından  Rusya’ya mücadele için yetiştirilen Talabani örgütü.. ABD için tehlike olarak algılandığı için ölüm fermanları çoktan yazıldı bile.onların.  Çünkü uyandılar nasıl sömürüldüklerini geç de olsa anladılar.Öğle ya ABD nin işi gücü yok da denizler aşırı gelip Afganistan’ı niye kurtarsın ki. Şimdide oradaki barış gücüne emir üstüne emir veriliyor gerekirse hainlere silah kullanın zaten kullanıyorlar da bizden özel istiyorlar..Unutmayın bizim barış gücünde askerlerimiz var .Müslüman kardeşlerimizi  katletmelerini resmen istiyorlar Bunlar kim ABD ye baş kaldıranlar.Evet asıl konumuz yanı başımızdaki yangındır ama yürek o kadar yangınlı ki aklıma geldikçe yazmak geliyor insanın içinden.Resmen kıyım var ,petrol enerji paylaşımı Büyük Ortadoğu projesi . Kürdistan’ın kurulup Anadolu’nun parcalanması ve koparılması var, oğlu var.Bizim de pek anlamadığımızdan mı dır nedir.Şeyinde boncuk bulmuş gibi dinler arası diyalog,Ilımlı İslam .Radikal İslam .Büyük Orta Doğu projesinin eş başkanı olmanın heyacanı,yok AB ye üye olma  hayali ile gece gündüz yılı  ve ömrü tüketiyoruz.Oysa biliyoruz ki serbest dolaşım hakkı bile yok.Üstelik Fransa’sı, Almanya’sı genel seçimlerinde ana stratejileri Türk’leri dışlamaktı.50 yıldır onların her türlü pisliğini temizleyen, aşağılanan horlanan Türk’lerin o topraklardan atılması planı varken kim bizi AB ‘ye alacak.Hayal ile ömrümüz geçmekte.TÜRK BİRLİĞİNE sırt çevirip onların peşinden koşuyoruz.Daha mezarlarına bile defnedilmediler yeni mechul karanlık şekilde  yakılan 9 kişi.Bu çok acı.resmen neo nazi vahşetiAlman hükümetinden tık yok..Gurbetteki Türkler hep aşağılanmaktadır.Yani demekki bizi demokrasi halklara özgürlük  diye birbirimize düşüren Almanya ve yöneticileri kendi, neo nazi örgütlerini görmemezlikten geliyorlar.Üstelik de zaman zaman bize bile danışmadan gelip Güneydoğu’da toplantı bile yapıyorlar Dışişlerinin bile haberi olmuyor.Bu Almanya Saraybosna Bosna_Hersek .Kosova vs deki i tüm işlenen cinayetlerin silahlarını da temin etmiştir.Demek bu cehennemi yaşatan Alman silahlarıydı.ki hala uyanamadık. Konuyu dağıttığımı sanmayın.Bu bizim komsuların yangınını görmemezlikten gelirken bakın ateş şimdide bize düştü.11 eylül saldırısından sonra ABD resmen haçlı savaşını başlattığını ilan etti.hala anlamadık.kafamiza .çuval geçirdiler nisan yağmuru dedik.

        Birazda bizi görelim.ülkemde işsizlik almış başını gidiyor hat safhada.. 2008  yılının ekonomik açıdan sıkıntılı yıl olacağı zaten biliniyor.Ülke borç batağında çırpınıyor. Terazinin dengesi iyice sarktı.Millli değerlerim ayaklar altında,Ulusal ve Milli konulardaki duyarlılıklar tepki görüyor. Bir zamanlar olan kırmızı dahil hiç çizgimiz kalmadı.Satan satana ülkemi. Azınlık hakkı diye 150 milyar dolarlık kültür değerlerim satılmakta ve.baş düşmanın Yunanistan  ve diğerleri istediği kadar toprak alacaklar ülkemden.Stratejik öneme haiz en önemli yerler zaten çoktan satıldı bile.Ülkem kaosa sürüklenmektedir.. PKK siyasallaşma çabasında ve TBMM girmiştir bile.Bakınız Güney doğuda DTP 28 ilden sınıra doğru  hareket etti.Son yıllarda özgürlükten bahsedilmektedir.Bebek katili APO şerefsizinin alçağının.resimleri elden ele dolaşmaktadır.Bu son derece tehlikelidir.Bizim ülkemizin ekmeğini yiyen Neo liberalciler Sorozun çocukları .Brüksel lahanaları 2.ci cumhuriyetciler  Göbekleri dışarıya bağlı dolar ve euro ile beslenen sözde aydınlar da özgürlük ve demokrasi nadaları atarak bunlara destek çıkmaktdırlar Kimisi Ermenileri ve Kürtleri kestik dedi malı kaptı Nobel ödülü aldı .Bunlara da kimbilir neler veriliyordur Ne  Afganistan ne Irak nede Pakistan ‘daki kıyımlara hiçbir tepki göstermiyorlar onlara demokrasi yokmu da sadece bölücülerin avukatlığını yapıyorlar.Türkiye Cumhuriyeti Atatürk, Milli değerler, Ulusal değerler olunca aman Allahım lal dilleri çözülüyor. Bülbül kesiliyorlar.Niye Almanya’ya Belçika’ya Fransa’ya ABD ye tepkiniz yok ABD nin uşakları sizi.PKK ya yeşil ışık yakıyorsunuz.savunuyorsunuz. PARA İLE ÖZGÜRLÜK NUTUKLARI ATANLAR HEY HEYYYYY VAHŞETE GÖZ YUMANLAR    KULAKLARINI TIKAYANLAR DİLLERİ LAL OLANLAR PKK ya özgürlük savaşcıları diyenler.APOmu veriyor talimatlarınızı

.

ANLATMAK İSTEDİĞİN KONUYA GELİNCE; Bende dinime sadık müslümanım Kimsenin başörtüsü ile uğraşmak gibi bir derdimde yok.Zaten onuda tartışmıyorum.Ancak yıllardır süren ve  ülke gündemini uzunca süre meşgul eden  baş örtü meselesi  hükümetlerin seçim propogandasıdir ve 5 yıldırda  bohcada durur gibi beklerken ne oldu da aniden meclise ve tüm gündeme bomba gibi düştü.O kadar çözülmesi gereken başka mesleleler varken ne oldu samimi soruyorum 2 cümle cevap bekliyorum.neyi gözden kaçırıp görmemizi istemiyorlar ????.Vücudu kanser sarmış sivilce ilemi uğraşıyoruz.% kaç  kişi başörtü yüzünden okuldan olduda kızların kültürsüzlüğü bu ülkeyi allak bullak etti.Sokaklar mitingden geçilmiyor.Çoluk çocuığumuz buz kesen parmaklarıyla silah tutarken, mücadele ederken bu konu niye hızlı bir ivme kazandı.Zaten Sayın Başbakanımızda dedi askerlik yan gelip yatma yeri değil diye.O yüzden yatmalarını istediğimden değil.Daha ciddi meseleler var diye düşünüyorum Birde beni düşündüren bir konu var.Ne ilgisi var diyeceksinizde.yarın öbür gün yargıdan dönecek Meclisin aldığı başörtü meselesi bu seferde haydaaa yeni mitingler.Kadınları birbirine düşürecekler Sen örtemezsin .ben örterim Birde hamam taslarını verseydik ellerine yada hamam nalınlarını hamam kavgası yapsalardı bari.Arap saçına dönecek her şey Dahası var.gene okuyan dostlarım tepki gösterecekler ama;böyle olmasını istemem ama.;unutmayalım daha dünkü tarih sayılır TİTON’un  ülkesi.Yoguslavya.’ da durdurulamayan kanın çıkma nedeni kızların başlarına takdıkları bir bereden olmuştur.Arnavut müslüman kökenli kızların kırmızı siyah bereleri kafaları karıştırdı acaba bir tercih edilen renk mi yoksa .kimlik aracımı yoksa bayrak mı diye.Bunun üzerine Arnavut-Sırp gençlerin çatışması sonucu sonrada malum kanlı sahneler dönen çatışmalar oldu.Öğleki aynı ortamda yaşayan aynı okulu ve aynı kitabı paylaşan gençler birbirlerin öldürdüler. Bir zamanlar Leyla Zana’da renkli kurdellalar ile meclis kürsünde boy gösteriyordu.Sonuç yarın öbürgün buna benzer olaylara  zemin hazırlanmasın vede aynı sahneleri yaşamayalım.Çok zulüm ,mezalim ve darbeler yaşayan benim ülkemin insanları şimdide karşı karşıya gelmesinler.Başkalarının da farklı kimlik ve inançlarına baskıya neden olmasın.Yeter artık zaman zaman akıtılan kan ve yanan canlar.Yeterince PKK  alçaklarırının yüzünden verdiğimiz canlar ve akıttığımız kanlar.Çok masumane iyi niyetle yazdım ve iyi bilen birinden cevap bekliyorum.