'KONULAR VE YORUMLAR' Kategorisi Arşivi

CEHENNEMİN ALT UCUNA KADAR GİDİN ŞEREFSİZLER APODUN İTLERİ.

Salı, Şubat 12th, 2008

CEHENNEMİN ALT UCUNA KADAR GİDİN ŞEREFSİZLER APODUN İTLERİ.

UŞAKLARI .ONU  KÖPEK KEMİĞİ YERİNE  ŞEHİT PARALARI İLE BESLİYORUZ SİZ HAİN İTLER SİZDE HEM ARKADAN VURUN HEMDE ŞOV YAPIN İNŞALLAH BELANIZI BULURSUNUZ ŞEREFSİZLER BU ÜLKENİN PARASI İLE BU ÜLKE EVLADINI ARKASINDAN VURAN NAMERTLER.

Vallahi kudurdular ,rahatlık galiba  iyice onlara vehamet verdi.Bizim cesur kürt karedeşlerin pek rüzgarın esintine kapıldılar canlı kalkan olarak gidiyorlarmış. Oysa acele den rüzgar gibi esmek yerine çatıları söket atar..Sonunda ne olur belli olmaz.Hala sıcak çatışma ortamı yapıp benim askerimi arkadan vuruyorlar ki kürt olanlarda var içinde..Şimdide iş güzarlar yola düştüler.
askerler, polisler, ve gerillalar ölmesinmiş bunda ne kadar samimiler ,Sevsinler sizi şovmenler.Meclise geldiniz yetmiyor, birde yeni indiğiniz dağlara çıkıyorsunuz.
gerilla diye adlandırdıkları alçak hain şerefsiz teröristleri korumaya çalışıyorlar ama ben  inanmıyorum samimi olduklarına.
onlar sadece teöristlerin ölmesini istemiyor.
bu iş silahla çözülmezmiş,
mademki silah çözüm değil bıraksın pkk silahıda görelim samimyetlerini.
canlı kalkan onlar bize kursun sıkıcak
biz vurmaya baslayınca bir grup da gidip onlara siper olacak
durun insanca çözelim bu işi diyecekler silahla olmuyor ne masal ama.
askerime kursun sıkanda ona kalkan olanda teroristir

Alçak nankörler. Avrupa kucağını açtı sizi bekliyor gidin gidin Kadın kzı yoktur dağlarda onların yerinede gidin…

ULKUANNE

TÜRK MİLLETİ

Salı, Şubat 12th, 2008
 

 

Türk Milleti

Benim hayatta yegâne fahrim, servetim Türklükten başka bir şey değildir. 1923

Bu memleket tarihte Türktü, halde Türktür ve ebediyen Türk olarak yaşayacaktır. 1923

Türk! Öğün. Çalış. Güven. 1925

Bir Türk dünyaya bedeldir. 1925

İngiliz ateşe militerinin sorduğu bir sorunun cevabıdır:
Anasının ve babasının asilliğiyle iftihar eden Tedoz, İtalya yarımadasına inmek isteyen Türk Attillâ’ya, barış görüşmesinden önce sormuş:
“Siz hangi asîl ailedensiniz?” Attillâ da ona cevap vermiş: “Ben asîl bir milletin evlâdıyım!” İşte benim cevabım da size budur!”

Türk milleti büyük bir arslandır. Biz hepimiz onun tüyleri arasına sıkışmış ve sığınmış göz ile görülmez küçük varlıklarız. O arslanın büyük hareketleri ve hamleleri ise inkılâp hareketleri ve hamleleridir. Bu arslanı tahrik edebilmek… İşte bizim için iftihar edebilecek rol budur. 1931

Ben batı milletlerini, bütün dünyanın milletlerini tanırım. Fransızları tanırım, Almanları, Rusları ve bütün dünyanın milletlerini şahsen tanırım ve bu tanışmam da harb sahalarında olmuştur, ateş altında olmuştur. Ölüm karşısında olmuştur. Yemin ederek size temin ederim ki, bizim milletimizin manevî kuvveti bütün milletlerin manevî kuvvetinin üstündedir. 1920

Türk milleti, güzel her şeyi, her medenî şeyi, her yüksek şeyi sever, takdir eder. Fakat muhakkaktır ki, herşeyin üstünde tapındığı bir şey varsa, o da kahramanlıktır. Bu sözlerim şüphesiz bugünkü uyanık Türk gençliğinin kulaklarında yüksek ve tesirli akisler yapacaktır. Yüksek huylarına ehemmiyetle baktığım Türk çocuklarından daha az şey istemem.



Bizim başka milletlerden hiçbir eksiğimiz yok. Cesuruz, zekiyiz, çalışkanız, yüksek maksatlar uğrunda ölmesini biliriz. 
                                        
Millet ve biz yok, birlik halinde millet var. Biz ve millet ayrı ayrı şeyler değiliz. Ve şunu kat’i olarak söyleyeyim ki bir millet, varlığı ve bağımsızlığı için herşeye girişir ve bu gaye uğrunda her fedakârlığı yaparsa, muvaffak olmaması mümkün değildir. Elbette muvaffak olur. Muvaffak olamaz ise o millet ölmüş demektir. Şu halde millet yaşadıkça ve her türlü fedakârlıkta bulundukça muvaffak olamaması hatıra gelmez ve böyle bir şey söz konusu olamaz. 1919
                                      
Dünyanın bize hürmet göstermesini istiyorsak evvelâ bizim kendi benliğimize ve milliyetimize bu hürmeti hissen, fikren, fiilen, bütün iş ve hareketlerimizle gösterelim; bilelim ki millî benliğini bulmayan milletler başka milletlerin avıdır. 1923

Felâketler, elemler, mağlûbiyetler milletler üzerinde bir takım etkenlerin vücut bulmasına sebebiyet verir. Bu etkenlerin başlıcası, öyle kara günlerinde sonra milletlerin uyanması vakalarını bulması ve kendi benliğini duymasıdır. 
                                       
Milletleri yükselten bu özelliklere bir etken daha ilâve edelim: İntikam hissi… Milletlerin kalbinde intikam hissi olmalı. Bu alelâde bir intikam değil, hayatına, ikbaline, refahına düşman olanların zararlarını yoketmeye yönelen bir intikamdır. Bütün dünya bilmeli ki, karşımızda böyle bir düşman oldukça onu affetmek elimizden gelmez ve gelmeyecektir. Düşmana merhamet acizlik ve zaaftır. Bu, insaniyet göstermek değil, insanlık özelliğinin yokoluşunu ilân etmektir. 1923
                                         
Mazinin kararsız, çürümüş zihniyeti ölmüştür. Bütün dünya bilmelidir ki, Türk milleti hakkını, haysiyetini, şerefini tanıtmağa kadirdir. Türk vatanının bir karış toprağı için bütün millet bir vücut olarak ayağa kalkar. Haysiyetinin bir zerresine, vatanın bir avuç toprağına vuku bulacak tecavüzün bütün mevcudiyetine vurulmuş darbe olacağını artık Türk milletinin farketmediğini sanmak hatadır. 1924 
                                       
Bu dünyadan göçerek Türk milletine veda edeceklerinin çocuklarına kendinden sonra yaşayacaklara, son sözü bu olmalıdır: “Benim Türk milletine, Türk cemiyetine, Türklüğün istikbaline ait ödevlerim bitmemişti, siz onları tamamlayacaksınız. Siz de sizden sonrakilere benim sözümü tekrar ediniz.” 1935 
                                           
Bu sözler bir ferdin değil, bir Türk Milleti duygusunun ifadesidir. Bunu, her Türk bir parola gibi kendinden sonrakilere mütemadiyen tekrar etmekle son nefesini verecektir. Her Türk ferdinin son nefesi, Türk Milleti’nin nefesinin sönmiyeceğini onun ebedi olduğunu göstermelidir. Yüksek Türk, senin için yüksekliğin hududu yoktur. İşte parola budur. 1935 
                                             
Az zamanda çok ve büyük işler yaptık. Bu işlerin en büyüğü, temeli Türk kahramanlığı ve yüksek Türk kültürü olan Türkiye Cumhuriyetidir. Bundaki muvaffakiyeti Türk milleti’nin ve onun değerli ordusunun bir ve beraber olarak kararlı bir şekilde yürümesine borçluyuz. Fakat yaptıklarımızı asla kâfi görmeyiz. Çünkü daha çok ve daha büyük işler yapmak mecburiyetinde ve azmindeyiz. Yurdumuzu dünyanın en mamur ve en medenî memleketleri seviyesine çıkaracağız. Millî kültürümüzü çağdaş medeniyet seviyesinin üstüne çıkaracağız. 
                                   
Daha az zamanda daha büyük işler başaracağız. Bunda muvaffak olacağımıza şüphem yoktur. Çünkü Türk Milleti’nin karakteri yüksektir. Türk Milleti çalışkandır, Türk Milleti zekidir. Çünkü Türk Milleti millî birlik ve beraberlikte güçlükleri yenmesini bilmiştir. Ve çünkü Türk Milleti’nin yürümekte olduğu ilerleme ve medeniyet yolunda elinde ve kafasında tuttuğu meşale müspet ilimdir. 
                                  
Şunu da ehemmiyetle belirtmeliyim ki, yüksek bir insan cemiyet olan Türk Milleti’nin tarihî vasfıda güzel sanatları sevmek ve onda yükselmektir. Bunun içindir ki, milletimizin yüksek karakterini, yorulmaz çalışkanlığını, fıtrî zekâsını, ilme bağlılığını, güzel sanatlara sevgisini, millî birlik duygusunu mütemadiyen ve her türlü vasıta ve tedbirlerle besliyerek inkişaf ettirmek millî ülkümüzdür. 
                                          
Türk Milleti,

Ebediyete akıp giden her on senede bu büyük millet bayramını daha büyük şereflerle, saadetlerle huzur ve refah içinde kutlamanı gönülden dilerim.

Ne mutlu Türküm diyene! 1933 

                                                

Memleket ve millet hizmetlerinde baş olmak isteyenlerin ilham kaynağı, milletin hakikî hisleri ve emelleridir. Bizim anılmağa değer bir hareketimiz varsa o da milletin duygu ve eğilimlerinde varlığına temas etmeğe çalışmaktan ibarettir. Her türlü muvaffakiyet sırrının, her nevi kuvvetin, kudretin hakikî kaynağının, milletin kendisi olduğuna kanaatimiz tamdır. 1925 
                                        
Söz söyleyen arkadaşlarımızdan biri bana nereden ilham ve kuvvet aldığımı sordu. Arkadaşlarımızın sorduğu ilham ve kuvvet kaynağı, milletin kendisidir. Milletin müşterek eğilimi, umumî fikri olduğunu inkâr edenler de vardır. Bu gibileri, hepiniz çok işitmişsinizdir. Bu gibiler memleket ve milletle alâkasız, dalgın insanlardır. Memleketimizin ve milletimizin başına gelmiş olan bunca felâketler hiç şüphe etmemelidirki, bu dalgın insanların memleketin talihini ve iradesine ellerinde tutmuş olmalarından ileri gelmiştir. 
                                       
Bir topluluğun mutlaka ortaklaşa bir fikri vardır. Eğer bu her zaman dile getirilemiyor ve belirtilemiyorsa, onun yokluğuna karar verilmemelidir. O, yapılan işlerde mutlaka mevcuttur. Varlığımız, bağımsızlığımızı kurtaran bütün işler ve hareketler, milletin müşterek fikrinin, arzusunun, azminin yüksek belirtisinden başka bir şey değildir. 1925
                                      
Biz, ilhamlarımızı, gökten ve görünmez âlemlerden değil, doğrudan doğruya hayattan almış bulunuyoruz. Bizim yolumuzu çizen; içinde yaşadığımız yurt, bağrından çıktığımız Türk Milleti ve bir de milletler tarihinin binbir facia ve ıstırap kaydeden yapraklarından çıkardığımız neticelerdir. 1937 
                                        
Bu millet hakikî eğilimine zıt düşünceye sapanlara iltifat etmemektedir. Bununla bugün çok övünüyorum. Bundaki isabetin sırrını izah için derhal söylemeliyim ki bizim ilham kaynağımız doğrudan doğruya büyük Türk Milleti’nin vicdanı olmuştur ve daima olacaktır. Bütün hareketi, verimi, kuvveti millî vicdandan aldıkça, bütün teşebbüslerimizde milletin sağ duyusunu, rehber saydıkça şimdiye kadar olduğu gibi bundan sonra da milleti doğru hedeflere eriştireceğimize imanımız tamdır. 1925 
                                         
Giriştiğimiz büyük işlerde, milletimizin yüksek kabiliyeti ve yüksek sağduyusu başlıca rehberimiz ve başarı kaynağımız olmuştur. Bu büyük millet, arzu ve istidadının yöneldiği istikametleri görmeye çalışan ve görebilen evlâdını daima takdir ve himaye etmiştir. 1926 
                                         
Millet sevgisi kadar büyük mükâfat yoktur. İstiklâl harbinde benim de milletime ettiğim bir takım hizmetler olmuştur zannederim. Fakat, bunlardan hiçbirini kendime mal etmedim. Yapılanın hepsi milletin eseridir, dedim; aranacak olursa, doğrusu da budur. Mazide sayısız medeniyet kurmuş bir ırkın ve milletin çocukları olduğumuzu isbat etmek için, yapmamız lâzımgelen şeylerin hepsini yaptığımızı ileri süremeyiz; bugüne ve yarına bırakılmış daha birçok büyük işlerimiz vardır. İlmî çalışmalarda bunlar arasındadır. Beni seven arkadaşlarıma tavsiyem şudur: şahsınız için değil, fakat mensup olduğunuz millet için elbirliği ile çalışalım; çalışmaların en yükseği budur. 1923                                       

                                      

Milletimizi şimdiye kadar söylediğim sözlerle ve hareketlerimle aldatmamış olmakla övünç duyuyorum. “Yapacağım. Yapacağız. Yapabiliriz” dediğim zaman onların gerçekten yapabileceğime inanmıştır. Nitekim Sakarya Muharebesi başlamadan evvel “Düşmanı memleketimiz içinde boğacağız” demiştim. Bana bazı mühim sayılan yerlerden müracaatlar vâki olarak “milleti beyhude yere kırdırmayınız” demişler; Romenlerden, Bulgarlardan, Yunanlılardan bahsederek kurtuluşumuzu geleceğe bırakmanın uygun olacağını söylemişlerdi. Fakat milletin kabiliyetini, imanını gözönüne alarak onlara “Hayır, yapacağız!” demiştim. Şimdi de milleti refaha, ilerlemeye, memleketi mutluluğa sevketmek için mevcut kabiliyetimizi gözönünde alarak “Bunu da yapacağız!” diyorum. 1923 
                                       
Hiçbir sözümde milletime karşı geri alma durumunda kalmadım. Onları söylerken bir hayal peşinde koşan gibi, hayal şakıyan bir şair gibi değil, onları söylemekliğim bu milletteki kabiliyet unsurlarını bilmekliğimden idi. 1923 
                                       
Türk milleti kahramanlıkta olduğu kadar, istidat ve liyakatte de bütün milletlerden üstündür. 
                                     
Mühim bir vazifenin yapılışında benden evvel işe girişen, millet olmuştur. Benim şu veya bu sebeple tehir ettiğim mühim vazifeyi millet bana ihtar etmiş ve yaptırmıştır. Bunu milletin müşterek ruhundaki yükseklik ve erginliğe parlak bir misal olarak anmayalım. 1925 
                                      
Benim için en büyük korunma noktası ve şefaat kaynağı milletimin sinesidir. 1919 
                                  
Bu millet kılı kıpırdamadan dava uğruna ve benim uğruma, canını vermeğe hazır olmasaydı ben hiçbir şey yapamazdım. 
                                     
Ben binbir müşkül karşısında yılacak bir insan olsa idim büyük işlerin rehberliğinde, milletim beni yaya bırakırdı. Milletimin iyi niyetine daima minnettarım. 
                                       
Ben gerektiği zaman en büyük hediyem olmak üzere Türk milletine canımı vereceğim. Haziran 1937

Hayatımın bütün safhalarında olduğu gibi, son zamanların buhranları ve felaketleri arasında da, bir dakika geçmemiştir ki, her türlü huzur ve istirahatimi, her nev’i şahsi duygularımı, milletin selameti ve saadeti namına feda etmekten zevk duymayayım. 1937

Dünya üzerinde yaşamış ve yaşayan milletler arasında demokrat doğan yegâne millet Türklerdir. 1937

Kudretsiz dimağlar, zayıf gözler, hakikati kolay göremezler. O gibiler büyük Türk milletinin yüksek seviyesine nazaran geri adamlardır. 1925

Millet, muasır medeniyetin bütün milletlere temin ettiği hayat ve vasıtaları, esasta ve şekilde aynen ve tamamen gerçekleştirmeye kati karar vermiştir. Millet, yenilik ve ıslahat sahasında gösterdiği gayretlerin asırlardan beri olduğu gibi, türlü yalan ve dolanla biran bile durmasına müsaade etmemek azmindedir. 1925 
                                      
Millet, milletlerarası umumi mücadele sahasında hayat sebebi ve kuvvet sebebi olacak ilim ve vasıtanın ancak muasır medeniyette bulunabileceğini, sabit olmuş bir hakikat diye benimsemiştir. 1925 
                                        
Millet, saydığım değişiklikler ve inkılapların tabii ve zaruri icabı olarak umumi iradesinde ve bütün kanunlarında, ancak dünya ihtiyaçlarından mülhem ve ihtiyacın değişmesiyle değişip gelişmesi esas olan dünyevi bir idare zihniyetini hayat düsturu saymıştır. 1925

Bu büyük millet, arzu ve istihdadının yönelmiş olduğu istikametleri göstermeye çalışan ve görebilen evladını daima takdir ve himeya etmiştir. 1926

İki Mustafa Kemâl vardır. Biri, ben, fâni Mustafa Kemâl; diğeri milletin içinde yaşattığı Mustafa Kemâller idealidir. Ben onu temsil ediyorum. Herhangi bir tehlike ânında ben ortaya çıktımsa, beni bir Türk anası doğurmadı mı? Feyiz milletindir, benim değildir. 1935 
                                          
Türk milletinin istidadı ve katî kararı medeniyet yolunda, durmadan, yılmadan ilerlemektedir. 1924 
                                        
Türk milleti şuurla ve bunca bin senelerin açtığı devasız yaraları acele tedavi etmek ıstırabiyle, hakikat denilen cevheri bulmuş olduğuna inanarak, uzun adımlarla kurtuluş aramaya karar vermiştir. Bunun önüne sed çekmek isteyeceklerin âkıbeti Türkün kuvvetli ayakları altında ezilmektir. 
                                          
Silâhı ile olduğu gibi aklı ile de mücadele mecburiyetinde olan milletimizin birincisinde gösterdiği kudreti, ikincisinde de göstereceğine asla şüphem yoktur. Milletimizin sâf seciyesi istidat ile doludur. 15 Temmuz 1921 
                                        
Samsun’a ayak bastıktan sonra derhal memleket ve milleti yokladım. Gördüm ki, memleketin ve milletin temayülü istiklâl müdafaasında tereddüt edenleri utanılır mevkiinde bırakabilecek mahiyettedir. Filhakika iki seneden beri bütün dünyanın şahit olduğu olaylar düşüncelerimde isabet ve milletin azim ve imânında hakikî salâbet olduğunu ispat etti. 23 Nisan 1921 
                                         
Hiçbir zafer gaye değildir. Zafer ancak kendisinden daha büyük bir gayeyi elde etmek için belli başlı vasıtadır. Gaye fikirdir. Zafer bir fikrin istihsal ve hizmet nisbetinde kıymet ifade eder. Bir fikrin istihsaline dayanmayan zafer payidar olamaz. O boş bir gayrettir. 
                                    
Bizi diğer medeni milletler arasında geri bıraktıran adlî, siyasî, iktisadî, malî zincirler kırılmıştır. Parçalanmıştır… Bugüne kadar kazandığımız muvaffakıyet, bize ancak terakki ve medeniyete doğru bir yol açmıştır. Yoksa terakki medeniyeti henüz ulaşılmış değildir. 
                                      
Büyük davamız, en medenî ve müreffeh millet olarak varlığımızı yükseltmektir. Bu yalnız kurumlarında değil düşüncelerinde temelli bir inkılâp yapmış olan Büyük Türk Milletinin dinamik idealidir. Bu idealin en kısa bir zamanda kavramak için, fikir ve hareketi, beraber yürütmek mecburiyetindeyiz. Bu teşebbüste, başarı ancak, süreli bir planla ve rasyonel çalışmakla mümkün olabilir. 
                                            
Türkiye’nin gerçek sahibi ve efendisi, hakiki üretici olan köylüdür. O halde, herkesten daha çok refah, mutluluk ve servete hak kazanmış ve lâyık olan köylüdür. 1922

Kürdistan hikayesi

Salı, Şubat 12th, 2008

Kürdistan hikayesi

 

Sevgili can dostlar bakın 2008 deyiz ve hala kafamızı kaldırıpda gökyüzüne bakmayı unuttuğumuz ve yaşamayı yarınlara bıraktığımız gibi.hep bayramlarda gülmeyi ve birbirmizi hatırladığımız gibi yarınlara da ne yapmamız gerektiğinide unuttuk.Kimin ne planı var acaba ?..Hep kendimizi at sırtında akıncılar gibi hissediyoruz. Hala kıl çadırlarının göçebe hayatını yaşıyoruz kerpiç evlerde yada her türlü estetikden yoksun olan dört duvar evlerde apartmanlarda.tutsak kuş gibi.Yani bir türlü yaşadığımız yeri sahiplenemedik. Misafir gibiyiz Bu güzelim ülkeyi sahiplenmeyi bırakın,elimizden alıyorlar onun bile farkında değiliz.Bakın 9 Türk resmen Madımakta ki  33 kişi gibi vahşice cayır cayır yakıldı kimseden tık yok 1 tek Marco için ortalığı yerinden oynattılar.Bizde de Madımak kebap dükkanı oldu ,bu Türklerin yakıldığı yerde nr olur bilemem  olur. Millet ermeni meselesi diye tutturdu neredeyse Kıbrıs’ı örnek verip tazmınat bile alacaklar.Bütün bunlar yetmiyormuş gibi şimdide Kuzey Irakta Kürt Devleti kuruluyor hala başımız kaldırıpta baktığımız yok çünkü  hala kafamız yerde .Önümüze eğmişiz.0ysa değil bir asırlık 10 yıllık planımız bile yok.Akşam T V’de değişik kanallarda gösterdi ADB ‘de yayınlanan Yeni Dünya düzenini gösteren haritayı ve baktıysanız görürdünüz ülkemizin nasıl parçlandığını.Şimdi aşağıdaki metin için zamanınız varmı dır okumak için.???

ABD kaynaklarında  1896 yılında Büyük Kürdistan haritasının olduğunu biliyoruz..Daha sonrada Sovyetler Birliği bu oyunu destekledi.Tabii ki Sovyetler çoktan dağıldı ve şimdide bu konu ile pek ortada yoklar. 1920-1930 da İngiltere ajanları vasıtasıyla Kürtler epey tahrik edilip ayaklandırıldılar.19 cu yüzyıldan beride bu oyun gündeme gelip sahnelenmekte ve Türkiye’yi bölmek için çok çaba harcanmaktadır.Görüldüğü gibi Kürt sorunu  Türkiye’yi tehdit eden ezeli bir tehlikedir. Yok Büyük Orta doğu Projesi yok dinler arası diyalog yok efendim Ilımlı İslam  hepsinin amacında .Kürdistan’ ın kurulması planları yatmaktadır.O halde soruyorum Kürt Milliyetçiliği.yani TC ilelebet yaşadığı sürece buda bizimle böylemi devam mı edecek. diye sorası geliyor insanın. Sınır ötesi operasyon devam etmektedir.İşte son olarakta  sansasyonel haberler  ve olaylar için meclise giren PKK nın çekirdek kadrosu gibi davranan  seçilmişler şova başladılar.Bunlardan önce zaten 2.ci Cumhuriyetçilerde röportaj adı altında kendi klavuzlarıyle ajan gibi gidip fikir alışverişinde bulundular Kandil dağında teröristlerin sanki  avukatları hepsi..Bir yandan da anana babana dön çağrısı ile diğer yandan da ABD ,Talabani.Barzani üçlüsü ile PKK bitrildi hikayesi. ,yok PKK  barışçı çözüm hikayeleri. Ayrıca DTP nin Meclise girmesi ,demokratik çözümü gerçekleştirecek ,yok diplomatik çözüm,safsatası ile Türkiye Cumhuriyetini resmen çantada keklik gibi yürütecekler.Bakın DTP liler mecliste resmen devletin uniter yapısını hiçe sayıyorlar.İhanet ölçülerine varan söylevler yapmaları.demokrasi havarilerinin Neo liberalcilerinde yardımı ile borazan gibi ötmektedirler.Çünkü bu 2.ci Cumhuriyetçilerin amacıda  1.ci Cumhuriyetin sonu gelmiştir ,artık 2.ci cumhuriyet kurulmalıdır heyacanı ile ortalığı karıştırmaktalar.Bunlar yetmiyormuş gibi birde AB,ABD el ele verdiler.Kürt sorununu çözeceğiz diye bizi SEVRE götürme çabasındalar.bunları yapmak içinde genetik harita çıkarmalara.alt üst kimlik, hikayeleri,ile ortam iyice  karıştrılmaktadır Öğle bir duruma geldik ki biz Türk’ler Anadolu’nun bir köşesine sıkıştırılmaktayız.Sonuçta istedikleri hedef olan Büyük Kürdistanın kurulması ve ardındanTürkiye Cumhuriyetinin yıkılarak 2.ci Cumhuriyetin kurulması olacakYada bilemediniz İran ın değişik versiyonu olacağız..

      Eğer biz aklımızı kullanmazsak Türklüğün ezeli ve edebi tehditleri yüzünden karanlık ve umutsuz günler gelecek demektir.Yani durum çok vahimdir.Şu an ihanet ve  yeni düşmanların farkında olmadığımız saldırılarıyle karşı karşıyayız. Bu ezeli sorunda ebedi mi olacak ne olacak bir düşünelim değil mi?.Bakın canlı kalkan safsataları ile dünyaya yaymaya çalışmaktalar yaktıkları yangını .Böyle giderse PKK nın şehir örgütlenmeler Kürt İntikam Tugayları .askeri eğitimli timleriyle Kandil İmralı bağlantıları devam edecek ve biz kısır döngülerle birbirimize düşeceğiz.Kan çıkarmaya çalışıyorlar aramızda. Türk’ün Türk’den başka dostu yoktur.Türkiye Türklerindir unutmayalım.Atatürk Cumhuriyetine sahip çıkalım.

ULKUANNE

NAYLON DÜNYANIN ÇELİK YÜREKLİ ENGELLİ ÇOCUKLARI

Salı, Şubat 12th, 2008

NAYLON DÜNYANIN ÇELİK YÜREKLİ ENGELLİ   ÇOCUKLARI

                                                          

                  Henüz yeni tatil olmuş gibi geliyor bana , ama baksana göz açıp kapatana kadar geçti bile.Yeni öğretim yılının açılmasına 2 hafta kaldı.çok heyacanlanıyorum.Öğle bir çoşku varki içimde bunu anlatamam Bizim evin karşısında ana caddeyi geçince komşuların düğünü var. Arkadaşlarla anlaştık tatilin bitimini okulun açılışını çoşku ile kutlayacağız. Bütün yaz tatil diyorum ama evde 16 yaşında olupta 13 yıldır yatağa bağımlı yaşayan engelli ablam Tülay’a hep arkadaşlık ettim. Her ne kadar konuştuklarıma cevap veremesede,benimle tek bir duygusunu paylaşamazsada benim hiç anlamadığım  garip garip sesler çıkarıyor olması  bile beni anladığını söylemek istiyor gibi sanki…Demekki bir şeyler anlıyor ama cevap veremiyor. Zaten odasında fazla oturupta elini bile tutmakta zorlandım ,çünkü devamlı sırt üstü yattığı  için hep yaraları açıldı ve zaman zamanda kokuyor.Galiba bütün gün kovmama rağmen  pencere açık olduğu için odaya doluşan sinekler ondan. Ama nasıl oluyorda annem hiç tereddüt etmeden büyük ve küçük çişini altından alıyor. Ah birde gücü yetipte yıkayabilse  kardeşimde çok  mutlu olurdu bizde mis gibi kokan evimize girerdik. Ah benim güzel annem sen hiç yorulmazmısın .Allahım sana ne kadar çok güç vermiş böyle. Evet yaz boyunca çok bunalmıştım. 2 yaşındayken menenjit geçirip böyle yatalak olan kardeşimi hergün görüpte bir şeyler yapamamaktan. Kimbilir nekadar böyle çaresiz çocuklar vardır.En iyisi bende beyaz önlük giyinip hep herkesin imdadına yetişen doktorlardan olmalıyım ,yada böyle yaşarken ölümü hergün hisseden engellilere çare bulmak için çok okuyup bilim adamı olmalıyım ,Daha neler neler geçiyor  çocuk ama erişkin aklımdan.Bence önemli olan bela gelmeden önleyebilmek. Keşke ablam Tülay’da hasta olunca ailem duyarlı olupta hastahaneye götürselerdide böyle olacağına ; kırmızı papuçlarını giyinip sokaklarda koşsaydı,köyümüzde kırlarda çiçekler toplasaydı.aynanın önünde saçlarını tarasaydı.Sırtına çantasını alsaydı bana öncülük edip okula beraber gitseydik. Okulda öğretmenlerim beni hep başarılı buluyorlardı.birde benimle ilgilenen ablam olsaydı  daha başarılı olurdum.Ablam gene şanslı çünkü onu çok seven ailesi ve kardeşleri var.Hepimiz onu bağrımıza basıyoruz. Hergün evde serili bir yatak zaten küçük olan evimizde epey sıkıntı yaratıyor.Evet aklıma koydum kesinlikle iyi bir meslek edineceğim. Hatta bir arabam bile olabilir.Benim arabam güzelmi güzel,bastınmı gaza gidermi gider,Bu şarkı önceleri çok hoşuma gidiyordu dinlerken.Küçük plastik arabamın hep gerçek olması için geceleri çok dua ederim.Ne zaman ki kader bize 2.ci kez kötü günler yaşatana kadar. Babam bir okulda çalışıyordu. Bir arabanın çarpmasıyle bütün dünyamız yıkılmıştı biz  ne yapacağız diye.uzun zaman onun  yaşaması için dua ettik  ne olur Allahım onu bize bağışla diye. Allahım minik yüreklerin feryadını duymuştu,yeterki yürekten seslen Allahımda duyar kör sağır duvarlarda. Bir kapı açılr aniden.Evet şükürler olsun babamı Allahım bize bağışladı. Özürlü olarak emekli oldu. Olsun evimizde bize sahip oluyorya bundan güzel ne olabilirdiki. Buna olaya rağmen annem hep şükür edip duruyordu beterinde beteri var diye.Ya buda kızım gibi bana 2.ci bir yatağı serdirseydi yada ölseyseydi diye.Komşularda hep  sitem ederlerdi bunların nesine şükür ediyorsun başına gelmedik hal kalmadı diye.Evet hergün hem hüzün hem sitemle ve hemde şükürle  geçti yaz tatilim.

          Bütün bunların yorumunu yaparken boş ver dedim bunları bugün saçlarımı jöleleyip eskide olsa  ütülü gömleğimi giyinip arkadaşlarımla bir güzel düğünde eğlenmeliyim. Okul arkadaşlarımla ne çok eğlendik ne kadar hünerimiz varsa döktürdük.Ben oturmak istiyordum ama içimden bir ses oyna oyna diye sanki beni ortaya atıyordu.Hele saçımın havasıda hiç kimsede yoktu. Arkadaşım eliyle bozsada  başaramazlar  çünkü çok özenmiştim yapmak için.

        Bir ara YUUUSUUUUF,YUUUSUUUF diye bir ses bütün yüreği ile bağırıyordu. Beni çağırıyorlardı.Ben ne olduğunu bile anlamadan acaba kardeşime bir şey mi  oldu diye fırladım.ne oyun vardı aklımda nede geçmek zorunda olduğum ana cadde.Evet benim arabam var güzelmi güzel ,bastınmı gaza gidermi gider.Gaza basmış giden birinin arabası bana fena çarpmış.Ne davulun sesnii, ne arabanın acı frenini, ne  yakılan ağıtları  nede can havliyle o alabildiğince hüzünle  bağırıp çağırıp benim öldü diye sanılan kanlı kırık dökük bedenimi bağrına basan annemin feryadını duyabiliyordum.Ben çoktan gitmiştim ,ben yoktum arttık,Yüksek İhtisas hastahanesinin bütün doktorları hemşireleri seferber olmuşlar belki yaşar diye.Bir yandanda ailemi teselli ediyorlarmış, Allahtan umut kesilmez taşa can veren Allah senin bu acı feryadına mutlaka cevap verecektir genede sen umutlanma sonucu kabul et.Belki bir mucize olursada şükür et diye teslli ederlermiç yüreği yanık anamı ..

        Anam ağlar baş ucumda  oturmuş,

        Derdim elli iken yüzelliye yetiyo

       Bbu dert beni yeyip bitirdi,

       El çek tabip el çek sen

       Umulmaz iyileşmez yaramdan.Anamın türküsü işte

        Ben binbir güzel duyguları hayal ederken ya morga gidecektim yada yoğun bakımda yeniden can bulacaktım.Ne elma  gibi kırmızı yanaklarımdan, ne jöleli saçlarımdan nede gülen çehremden bir eser kalmamış.Kan revan içinde;birkaç kırıklı cansız bir beden kapalı gözler bilinci kapalı olarak  yoğunbakımda ne kadar yattım bilmiyorum. Ne çok sevmişler beni, bütün doktor amcalar hemşire ablalar tıbben ölümün ucunda olmama rağmen  hergün yanaklarımı ,jöleli saçlarımı ağabeyler ve ablalarla okşamış ve sevmişler.Hiç bozmamışlar saçlarımın şeklini, kokulu medillerle silmişler kan revan içindeki cansız bedenimi.Ellerimi okşamışlar yanağımı öperkende soğuk ama sıcak gözyaşlarını dökmüşler solmuş yanağıma. Gül gibi açtırmak için.Hep kulağıma güzel sözler söylemişler, sevdiğim Türklüleri söylemişlere, hatta bir radyo koymuşlar baş ucuma ,sürekli müzik çalmışlaikendimi hala düğünde fidayda oynarken hissedeyim diye. belki derin komadan çıkarım diye.Ne kadar zaman geçmiş kimbilir  artık son saatlerimin geldiğini sanmışlar çünkü bir yanıp sönen bir mum gibi gibi kalbim bir çalışıp bir duruyormuş.Hep son duamı ettiklerinde birden

          göz kapaklarımı  ve parmağımın  birini hafif oynatmışım. Biraz önce Yusuf ölüyor diye herkes kederlenip ağlarken  birden bire sevinçten ağlamaya başlamışlar. Sevinç çığlıkları kaplamış hastananenin duvarlarını.Yusuf geri döndü diye. Bütün çalışanlar sadece iğne yapmiyorlar yürekleriyle sarılıyorlar kendilerine teslim edilen çaresiz ve zaman zamanda sahipsiz yaralılara veya hastalara. Her birimde.hiçmi bıkmıyorlar başkaları için göz yaşı dökmeye. Bazen aileler bile terk ediyor onca varlıklarına rağmen yavrularını yaban ellere…Sonra günler günleri kovalamış ,yoğun bakımdan sonra normal servise geçimişim uzun  ve özel bir bakımla kendim yiyecek ve içecek duruma gelmişim.. Hemşire ablalar doktor amcalar birer melek sankonların hergün unutulmayan ziaret ve sahiplanmeleriyle tabiiki.Yalnız  bedenimdeki kırıklar yüzünden beni hiç kıpırdatmadılar.Günler günleri kovaladı derken Ramazan Bayramı geldi geçti.Artık hastahanede bana yapılacak bir şey kalmamıştı taburcu etmeğe karar verdiler.Öğle çok özlemiştimki koşmayı yürümeyi. Hem hediye olarak bana yeni ayakakabılar almalarını söylemiştim. .Ben  alabildiğince ısrar ediyordum eve yürüyerek gideceğim beni ayağa kaldırın diye. Ambulansa zorla bindim.. Annemin ve beni hastahanede bağrına basan ablaların neden hüzünlü olup gözyaşı döktüklerini anlamamıştım Nedense beni kırık var diye ayağa kaldırmayanlar: meğer kırıklarım iyileşmiş ama çarpmaya bağlı olarak belimde sinirlerin zedelenesi i sonucu artık hiçbir şekilde yürümeyeceğimi bildikleri halde söylemiyorlarmış..Eve gittiğimde Tülay ablamın odasına 2.ci bir yatak yapmışlardı benim için.Tek yatağa tahammül edemezken birde benim altımı temizleyip yemeğini getirecekti annem ,çünkü sinirler koptuğu ,için zorunlu ihtiyaclarımı yapmam ve haber vermen artık mümkün değildi. Ben ablama ablamda bana baktı. Ben ikimizi anliyordumda o hiç farkında değildi.Annem iki çocuğunun arasında kalmıştı Allahtan babam ona bağımlı değildi.Belli bir sürede Ankara Fizik Tedavi ve rehabilitasyonda tedavi gördüm.Artık benimde bir arabam var sadece sokakta, yollarda değil ,ömür boyu üstünde oturup ayaklarımın yerine beni taşıyacak olan arabam  ve birdaha beni taşimayacak olan cansız bedenimin çaresiz ayakları.size elveda demek içinmiymiş o düğün alayının çoşkulu müziği ve bitmek bilmeğen enerjinin verdiği yerimde durdurmayan ayaklarımın bana vedası.Şimdi ne okula gidebiliyor nede bir arkadaşlarımı görebiliyorum. Kurduğum düşlere karmı yağdı ,yarınlarım ne olacak, hani benim sırt çantam ve benim arkadaşlarım okul sıram ve kitaplarım.Benim gibi kaç çocuğun yarım kaldı düşleri,kaç kişi hasret kaldı özğürlüğe.Ama benden sonra trafik kazasından kaç kişi öldü onuda unutmamak lazım.

        Baharı bekleyen kumrular gibi

        Sende beni bekle şarkısı var

       Kumrular bahara erdimi yavrularını çıkarıp büyüyüp gökyüzünde sonsuz özgürlüğe kanat çırptımı yada kumrularda yavrularıda aç bir kedinin keskin tırnakları arasında can mı verdi bilemiyorum. . Ben hayatta hiç birşeye yem olmak istemiyorum. Ben :benim olan ama ban yar olmayan bacaklarımla sonsuzluğa, fırtınalı gökyüzünde bile kanat çırpan fırtına kuşu olmak istiyorum.Sizden merhamet  acımak değil hiç kırılmayan tüy dökmeyen kanat istiyorum. Sesime ses ver dağlar misali siz okuyucularda bana ses verin. Ben okulumu istiyorum .Önemli olan bedensel özürlü olmak değil düşünme özürlü olmak. ‘BENİ DUYAN KİMSE VARMI BİRYERLERDE:UZATIN BANA ELLERİNİZİ YARINLARIMA IŞIK TUTUN KAYBETMEK İSTEMİYORUM UMUTLARIMI’ artık annemde gülmeli bu dünyada Annemin suskun kalbini duyun  anneler ve babalar,eğitimciler  size sesleniyorum duyun beni ve benim gibileri.Ellerinizden öpüyorum.YUSUF AYHAN 28/02/2007

       ULKUTEYZE